Dizi Kıyafetleri,  Röportaj

KAMERA ARKASINDAKİ HAYAL GÜCÜ: MÜGE ÇITAK

İçerik

O, hikayeyi karakterlerle birlikte yaşıyor, sette Müge Boran diye çağrılıyor. Dizi karakterlerinin stilleri, İstanbullu Gelin dizisinin kostüm tasarımcısı Müge Çıtak ve onun hayal gücüne emanet. Kostümlerle ilgili merak ettiklerimizi sormak için Di-fashion Branding’de bir araya geldik. Aşkla yaptığı işinin tüm detaylarını ve İstanbullu Gelin dizisinin kostüm hazırlıklarını bizim için anlattı.


Biraz kendinizden bahseder misiniz? Kostüm tasarımcılığına nasıl başladınız?

Ziraat mezunuyum, bitkilerle ve doğayla aram çok iyidir. Ayrıca resim sanatına ve edebiyata olan ilgimden dolayı da sanatla iç içe olabileceğim bir işte çalışmak istedim. Rahmetli dedem giyimine özen çok gösteren birisiydi. Bu özelliği bariz bir şekilde annemi de etkilemiş, çok iyi bir gözü vardır ve giyinmeyi sever. Giyim konusundaki özen ve yaratıcılık annemden de bana geçmiş. Ben de hep hissettiğim gibi giyinirdim. Absürt ve cesur denemeler yapmaktan çekinmezdim. Hislerimle hareket ettim ve çevremdekilerden hep övgü aldım. İlk başlarda dizi setlerinde reji bölümünde başlayan çalışma hayatımı, kostüm tasarımı alanında devam ettirmeye karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım, işimi çok seviyorum.

Daha önce hangi projelerde yer aldınız? İstanbullu Gelin projesi sizin için ne anlam ifade ediyor?

İlk olarak 2014-2017 yılları arasında yayınlanan Paramparça dizisinin kostümlerini kurdum. Sonrasında Türkiye’nin ilk internet dizisi olan Fİ’nin ilk sezonunda çalıştım. Şimdi ise 2. sezondan itibaren İstanbullu Gelin dizisinde kostüm ekibim ile birlikte Süreyya karakteri hariç tüm karakterlerin kostüm tasarımlarını yapıyoruz.

İstanbullu Gelin hayatın içinden bir hikaye. Bu proje kendimi daha çok anlatabildiğim ve yönetmenimiz Zeynep Günay Tan’ın bana verdiği krediyle hayallerimi daha çok ortaya koyabildiğim bir iş oldu. Bu imkanı sağladığı için kendisine teşekkür ediyorum.

Yaptığınız işi hangisi daha iyi tanımlıyor? Styling, stil danışmanlığı, kostüm tasarımcısı

Kostüm tasarımcılığı daha iyi tanımlıyor. Belki dikiş makinasının başına oturup dikiş dikmiyorum ama hayalimdeki görünümü oluşturuyorum. Stil danışmanlığı da doğru bir tanım olur çünkü insanlar bize nasıl giyinmeleri gerektiğini de soruyorlar. Kostüm benim için sihirli kelime, sadece kostümcü bile diyebilirsiniz. Neticede ortaya çıkan iş bir kostüm. Ülkemizde styling denince yanlış bir algı oluşuyor. Stylistlerin sadece zengin karakterleri giydirdiği düşünülüyor. Oysa ki işimiz sadece zengin karakterleri giydirmekden ibaret değil, zengin ya da fakir senaryodaki tüm karakterleri hikayeye uygun olarak giydirmek bizim görevimizdir.



Her hafta yeni bölümü ekrana gelen dizilerin arka planında nasıl bir kostüm ekibi çalışıyor?

Ekibim altı kişiden oluşuyor. Markalarla bağlantılarımızı sağlayan bir sponsor sorumlumuz var. O da işimizin bel kemiğidir. Ekranda izlenen dizinin arka planında yaptığımız iş büyük bir ekip çalışmasının sonucu. Herkes birbirine bağlı. İşin sonunda biz bu kostümü seçtik ve giyildi gibi bir durum söz konusu değil, ekranda gördüğünüz her kostüm benim ve yönetmenimizin onayından geçiyor.


Senaryoyu okuduğumda bir dünya hayal ediyorum. Önemli olan bu hayalin yönetmenimizin kurduğu dünyaya en yakın seviyede olması.


Yeni bir projeye başlarken nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz?

İlk önce senaryoyu çok iyi okuyorum ve karakterleri, ortamı hayal ediyorum. Hayalimde canlandırdığım dünyayı yönetmenimize aktarmak için görsel bir sunum hazırlıyorum. Bu sunumda karakterlerin kişilik analizleri ile bağlantılı olarak stilleri tanımlanıyor. Kostümlerin kumaş seçimleri, kesimleri, renk kullanımları, uyku gardıropları, kullanacağı aksesuarlar örneklerle anlatılıyor. Yaptığımız iş hayal dünyasına dayandığı için tüm kreatif ekibe düşünceleri doğru bir şekilde aktarmak ve sonrasında ortak karar üzerinden ilerleyerek bir ekip işi ortaya koymak çok önemli.

Diziye sonradan katılan yeni karakterler için, yeterli vaktimiz varsa mutlaka stilini anlatan bir sunum posteri hazırlıyoruz. Tabi ki bu hazırlıklar yapılıp ortak kararlar alındıktan sonra sahne çekimlerinde her şeyin değiştiği anlar da oluyor. Kostümleri her zaman oyuncu üzerinde prova etme şansımız olmayabiliyor. Oyuncular hazırlanıp giyip sahneye çıktıklarında ışık, dekor ya da oyuncunun kostümü o anda taşıma biçimine bağlı olarak kostüm değişikliği  yaptığımız zamanlar da oluyor. Her zaman gardırobumuzda alternatif kostüm bulunduruyoruz. Tüm bu hazırlıklar ve kostüm seçimleri, karakterlerin stilleri oturdukça kolaylaşıyor.


İşimde amacım her zaman yol olmak asla duvar olmak değil.


Senaryo kostüm seçimlerinizi nasıl etkiliyor?

Bir karakterin sabah uyanıp, akşam yatana kadar geçirdiği sürede duygu bütünü içindeki dramaturjisine bağlı her türlü detaya dikkat ederek kostüm seçimlerimizi yapıyoruz. Kostüm ve senaryo birbiriyle çok bağlantılı ve yönetmeniz de buna çok önem veriyor. Çok duygusal, karakterin içine kapandığı sahnelerde canlı renkli seçimler yapmıyoruz ve zaten bu işin teknik kısmı. Kıyafetlerin duyguları desteklemesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Adem dizideki karanlık karakterimiz. Kostümlerini yaparken onu hiçbir zaman canlı renkler ile ekranda göstermedik. Koyu renkli takım elbiseler ile mesafeli bir duruş sergiliyordu. Karakterin pozitifleşmesiyle beraber kostümlerine rahatlık ve desenler eklemeye başladık. Örneğin Adem, Boran Ailesi’ne barbekü partisine gittiği gün, aileden biri gibi hissetmişti ve biz o gün onu kostümlerinde deri ceket ve jean kullanarak ekrana taşımıştık.

Kısacası Adem’in, Faruk’un ya da Esma’nın kostümlerinde o kadar çok detay ve mesaj var ki! Hepsi bütünün bir parçası.

Kostüm hazırlıklarını nasıl yapıyorsunuz? Sette bir gününüz nasıl geçiyor?

Benim işimin büyük bir bölümü set dışında. Hayalimdeki kostümleri oluşturmak için yoğun bir tempo içinde çalışıyorum. Kafamda kurduğum kostümü bulamazsam ya da özel bir ürün arıyorsam, özel dikim ürünler tercih ediyorum. Hazır aldığım kostümlerin bir çoğunda tadilat yapma şansımız olmuyor çünkü kullandıktan sonra iade ediyorum. Ekranda görünen yardımcı oyuncuların, bebeklerin, garsonların, kafe müşterilerinin, yani özet olarak kamera önündeki tüm karakterlerin kostümleri, rol ayrımı yapmaksızın, özenle seçiliyor. Bizim yeni bölüm kostümlerini tüm detaylarıyla hazırlamak için sadece beş günümüz oluyor. Yaptığımız işin arkasında büyük emek var fakat dizinin yayınlanma süresiyle birlikte iki saatte tüketiliyor.


Bugün İstanbullu Gelin dizisi kostümleri ilgiyle takip ediliyorsa bunun öncelikli sebebi ekip olmaktır. Her zaman söylediğim gibi birlikte çok güzeliz!


Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra set günü geldiğinde ilk önce sahne sıralamalarına göre yapılmış bir set programı bize veriliyor. Bütün oyuncuların kostümleri diziliyor, sahneye göre giydiriliyor. Karakterleri çekime çıkmadan önce en son ben kontrol ederim, gözümü rahatsız eden bir detay varsa müdahale ederim. Giyilen gömleğin kaç düğmesinin açık olacağı ve gömleğin nasıl kullanılacağı, cekete mendilin koyuluş biçimi gibi tüm detaylara ben karar veriyorum. Hangi ceket, ayakkabı, kemer ve mendilin birlikte kullanılacağını önceden ekibime söylemiş oluyorum. Sette olmadığım günlerde bile son hali bana gönderilip onay alınır. Bir oyuncunun kostümü tamamlanıp sahneye girdiği zaman başka bir oyuncunun kostümü için hazırlık yapılmaya başlanır.

Kostüm alışverişleri için öncelikli olarak ziyaret ettiğiniz yerler var mı?

İstediğimiz her markadan alışveriş yapamıyoruz. Dizilerde kullanmak istediğimiz ürünlerin marka temsilcileriyle ilk önce sponsor sorumlumuz Aycan Tütüncüoğlu iletişime geçiyor, sonrasında gidip ürünleri alabiliyoruz. Bazı mağazalara giriş çıkış saatlerimiz bile tanımlı. Zamanla neyi nerede bulacağınızı öğrenmiş oluyorsunuz. Yine de istediğim kostümü bulmak her zaman kolay olmuyor. Şehir dışından ya da yurt dışından beğendiğim bir kostüm varsa getirttiğim zamanlar bile oldu. İhtiyacıma göre her yeri geziyorum. Örneğin karaktere göre pazarlara, ikinci el ürünler satan mağazalara gittiğim zamanlar da oluyor. Önemli olan karakteri en gerçek şekliyle ekrana yansıtmak.

Biri gelip sette oyuncuya ‘Bu üzerindeki senin mi?’ diye sorduğunda hedefime ulaşmış olduğumu düşünüyorum. Kostüm, karakter ve oyuncuya o kadar oturmuş oluyor ki üzerindekinin kostüm olduğu ayırt edilemiyor.

Paramparça dizisinde çalışırken hikayede Suriyeli dilenci bir aile vardı. Onları giydirip seti kurduktan sonra zabıta gelip dilenciyi kaldırdı, önüne para atanlar dahi oldu. Böyle sokaktan, mahalleden karakterler ortaya çıkarmayı seviyorum. Hayalimdeki kostüm senaryoyla bir bütün olup gerçeği yansıttığı sürece, nerede işime yarayan kostüm varsa gider onu bulurum, bulamazsam diktiririm.
İstanbullu Gelin projesinde de sahneleri gerçek yaşama uygun olarak hayal ediyor ve kuruyor olmamızın dizinin başarısına katkısı olduğunu düşünüyorum.


Aynı kostümü beş farklı kişiye giydirseniz bile aynı durmaz. Kostümü farklılaştıran tavırdır. Bazı insanlar için bir lafım vardır; ‘tavrını sevdiğim!’ derim.


Kostümde son detay olarak en çok neye dikkat edersiniz?

Gömlek kollarında ütü izini benim çalıştığım setlerde göremezsiniz. Eşarp ve fularların paketten çıktığı gibi kullanılmasına izin vermem. Bir ürün kırışmış olabilir, doğal bir durumdur ama paketten yeni çıkmış çizgisini kabul edemiyorum. Bazen bu konunun atlanmış olduğu zamanlar oluyor ama genellikle çok dikkat ediyoruz.

Sezonda öne çıkan trendler ve renkler kostüm seçimi yaparken sizi etkiliyor mu?

İstanbullu Gelin’de gerçek hayattan bir proje yürüttüğümüz için beni yönlendiren moda akımları değil karakterler oluyor. Mesela fosforlu renk trendini Güneş karakterinde kullandım. Çünkü Güneş, ekonomik durumunun ötesinde mesleki olarak da modanın içinde olan bir karakter. Güneş mutlaka Paris Moda Haftası’na gitmiş, trendleri takip eden ve uygulayan bir karakterdir.

Ama dizideki diğer karakterlerde öyle bir durum yok. Örneğin İpek markaya bakar. O, zengin ve şık görünmek ister, trendler onun için önemli değildir. Dikkat çekici parçalar ile kendini göstermek ister.

Biraz Esma’nın ve Garip’in stillerinden bahsedelim mi?

Esma aşkla çalıştığım bir karakter çünkü onun kostümleri yol üstünde herhangi bir mağazaya girip alabileceğiniz kostümler değil. Kafamdaki kostümü onun için bulamazsam diktiriyorum. En çok broşları merak ediliyor. Onları özenle tek tek seçiyorum hatta benim yaptığım broşları da oldu. Bu sayede çoğu bir eşi daha olmayan ürünler oluyor. Meslektaşlarımdan, yapımcılardan Esma’nın stiliyle ilgili çok fazla tebrik telefonu aldım. Son dönemde farklı dizilerde Esma’nın tarzında kadın karakterler görmeye başladık. Bu demek oluyor ki, yaptığımız iş birilerine yol oluyor ve bu da beni çok mutlu ediyor. Amacım her zaman yol olmak asla duvar olmak değil.

Garip’in diziye girişi alışılmamış bir tarzda oldu, stili de alışılagelmişin dışındaydı. Kullandığımız renkli camlı gözlükler onunla bütünleşti. İki farklı renkteki fitrenin birleşiminden o gözlük camının rengini elde ettik. Garip’in kravatları ve mendilleri de en çok merak edilenler arasında. Garip’in en heyecan verici kostümü bizim için mavi kimonosuydu. Çünkü ilk kez bir dizide erkek karakter kimono giymiş oldu.

Dizinin başka bölümlerinde özel tasarım olarak kullandığınız bir ürün oldu mu?

Dizide 2038 yılında psikolog İdil ve Yaz’ın klinik sahnesinden bir kesit sunmuştuk. O sahnede gözlük İdil karakteri için önemliydi. Kullandığı gözlük günümüzdeki ile aynı özelliklerde olamazdı. Bu yüzden özel üretim kameralı bir gözlük tasarladım. Bir de o sahneyle ilgili güzel bir anımızı paylaşmak isterim. Yaz’ın eline doladığımız bir aksesuar, doğaçlama olarak karakterin onunla oynamasıyla hikayedeki duyguyu destekleyen bir ögeye dönüşmüştü.


Renk gözünüz varsa, hayal gücünüz yüksekse ve hikayedeki karakterlerle bir bütün olarak yaşıyorsanız başarı kaçınılmazdır.


Sette kostüm anlamında acilen çözmeniz gereken ne gibi durumlarla karşılaşıyorsunuz?

İşimiz hayal üzerine olduğu için o anda ışık, oyuncunun duygusu ya da yönetmenin isteğiyle farklı ihtiyaçlar oluşabiliyor. Biz o istekleri elimizden geldiğince gerçekleştirmek durumundayız. Mesela sette olmadığım bir gece, yönetmenimiz uçuş uçuş gecelik gibi bir şey istemiş ama elimizde öyle bir kostüm olmadığından asistanım beni arayıp, hazırlık odamızdaki tül perdeden gecelik dikebileceğini söyledi. Bu da böyle bir anımızdır:)

Başarınızı nasıl tanımlarsınız?

Bugün İstanbullu Gelin dizisi kostümleri ilgiyle takip ediliyorsa bunun öncelikli sebebi ekip olmaktır. Seçtiğimiz kostümler ekranda iyi duruyorsa bu en başta yönetmenimizin yaratıcı gözüyle, sanat yönetmenimizin dekoruyla, saç ve makyaj tasarımcılarımızın uyumuyla, yapım ekibimizin bize sağladığı imkanlarla ve tüm ekip arkadaşlarımızın çalışmaları sayesindedir. Her zaman söylediğim gibi birlikte çok güzeliz!



İstanbullu Gelin projesinde de sahneleri gerçek yaşama uygun olarak hayal ediyor ve kuruyor olmamızın dizinin başarısına katkısı olduğunu düşünüyorum.


Bugüne kadar İstanbullu Gelin dizisinde kaç adet kostüm hazırladınız?

Yayınlanan bölüm kapsamında şu anda 3100 adet kostüm yapmışız. Finale kadar bu sayı artacaktır.

Hayallerinize ve sahneye uygun olan kostümü hazırladığınız ve oyuncunun onu giymek istemediği zamanlar oldu mu?

Olmaz mı! Bizim setimiz için konuşmuyorum ama genel olarak sektörde böyle durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu işin profesyoneli olarak benim görevim, hikaye karakterlerine doğru kostümleri giydirmek ve aynı zamanda yönetmenimin vizyonuna yakın olabilmektir. Eğer getirilen kostüm oyuncunun bedenine çok dar ya da çok bol geldiyse, herhangi bir kumaşa alerjisi varsa bu durumda oyuncu itiraz edebilir ve biz de ekip olarak bir çözüm buluruz. Fakat oynadığı karakteri unutup kendi şahsi zevkine göre kostümü giymek istememesi hiç profesyonel bir yaklaşım değildir. Ülkemizde özellikle kadın oyuncular ekranda daima çok şık, fit ve güzel görünmek istiyorlar. Oysaki Oscar ödülü almış oyunculara baktığımızda senaryo gereği kilo alıp veriyor, saçlarını kazıtıyor ve hatta pis bir karakteri canlandırabiliyorlar. Çok sıcak havada kalın giyinmek ya da tam tersi soğukta ince giyinmek gerektiği durumlar olabilir. Oyuncunun bu gibi durumlara hazırlıklı olması gerekir.

Bazen zamanımın çok kısıtlı olduğu durumlarda on mağaza yerine beş mağaza gezmiş ve tam olarak aradığım kostümü bulamamış olabiliyorum. Bu durumda oyuncuya “benim de içime çok sinmedi ama şu andaki olanaklarla böyle ilerleyebiliyoruz” diye açıklama yaparak işin ilerlemesini sağlarım. Her zaman en iyisini yapmaya çalışsak da hiç bir ekip dört dörtlük değildir. Çok kısa sürede, uzun süreli bir iş hazırlıyoruz. Her hafta aynı tempo ile aynı kalitede iş çıkarmak kolay olmuyor.

Kostüm araştırırken unutamadığınız bir an var mı?

51.Bölüm finalinde Burcu karakterinin gelinliği özel parçalardan biriydi. Bölüm senaryosu geldiğinde yönetmenimiz “Mügecim Burcu’nun gelinliği yıkılsın! “ demişti. Gelinliği bulmak için 2-3 günüm vardı ve tahmin edersiniz ki tüm karakterleri de sahneye hazırlamamız gerekiyordu. Ertesi sabah Nişantaşı’nda kahve alırken kafamı kaldırıp yukarı baktığımda, o sahne için hayalimde canlandırdığım gelinliği gördüm. Hemen sponsor sorumlumuzu aradım. Aycan gelinliği almamızın mümkün olmayabileceğini çünkü markanın dizilerle çalışmadığını söyledi. Bende ona “Romeo’nun Juliet’i beklediği gibi kapılarının önünde gelinliği bekliyorum” diye mesaj attım. Markaya ve genel merkezlerine o mesaj iletilmiş. Bu mesaj marka yöneticilerinin ilgisini çekmiş ve talebimiz kabul edilmişti. Bölüm yayınlandıktan sonra da hem marka hem de biz çok güzel yorumlar aldık. Benim için önemli bir nokta atışıydı. Dizide bir kaç gelinlik daha giydirdim fakat hala o gelinliğin üzerine çıkamıyorum. Artık yarışım kendimle 🙂

Sette oyuncularla iş ilişkiniz nasıl?

Çok uzun çalışma saatlerinde birlikte olduğumuz için aile gibiyiz. Aile içinde yaşanan sevinçler, tartışmalar ve fikir ayrılıkları setimizin bir parçası. Çalışma ortamımız bir plaza ile kıyaslandığında çok rahat fakat bu rahatlığın suistimal edilmemesi için karşılıklı olarak saygı çerçevesinin korunmasına özen gösteriyoruz.

Hayal dünyanızı nasıl besliyorsunuz? Karakterlerinizi giydirirken nelerden ilham alıyorsunuz?

Çevremi, okuduklarımı ve izlediklerimi sürekli analiz ediyorum. İster istemez her şeyi işimin çerçevesinde görüyorum. Çocukluğumdan beri çok fazla film izlerim. Animasyon filmlerini de çok severim. Aslan Kral çok güzel bir filmdir, hayvanlar dünyasını anlatır ama orada çok fazla karakter vardır. Alice Harikalar Diyarında’nın hem kitabını hem filmini çok severim. Kitap okurken o dünyayı her detayıyla hayalimde canlandırırım. Tamamen hayal dünyasında yaşıyorum. Deli miyim neyim!

Beğendiğiniz ve bir parçası olmak isteyeceğiniz işler hangileri?

Wes Anderson, Woody Allen filmlerini çok severim. Great Gatsby ve Titanik filmlerinin kostümleri çok güzeldi. Ama en çok Wes Anderson filmlerindeki gibi sürreal karakterleri ortaya çıkartabildiğimiz bir işin parçası olmak isterim. Amacım her zaman sınırları ve kendimi aşmak.

İşiniz sosyal yaşamınızı nasıl etkiliyor?

Arkadaşlarım ne giyeceklerini bana soruyorlar. Ben de bu işin profesyoneli olduğumu ve bunun için para aldığımı söyleyerek onlara takılıyorum. Şaka bir yana arkadaşlarıma her zaman yardımcı olmaya çalışırım.

İşim hayatımın her yerinde. Film izlediğimde kendimi hikayenin akışına bırakamıyorum. Kostümsel anlamda çok fazla eleştirilecek detay buluyorum. Özellikle sektörden bir arkadaşımla sinemaya gittiysek kendimizi tutamıyoruz ve konuşuyoruz. Bu yüzden sinemada fırça yediğimiz zamanlar çok olmuştur.

Giyiminizde nelere dikkat edersiniz?

Giyimde kalıpları sevmiyorum. İçimden geldiği gibi giyiniyorum. Herkes her şeyi giyebilir önemli olan tavırdır diye düşünüyorum. Sabah kalkıp aynaya baktığınızda hissettikleriniz size o gün ne giymeniz gerektiğini zaten söylüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İzin verilmedi !